09 Şubat 2010 Salı 1441 Türk şairi Ali Şir Nevai doğdu
 1871 Osmanlı'da ilk kez Karl Marx'ın bir makalesi Hakayik ul Vakayi gazetesinde yayımlandı
 1881- Rus romancı Dostoyevski öldü.
1920- Fransızlar, Maraş'tan çekilmeye ve Adana bölgesini boşaltmaya başladı.
1933- Nazire Hanım, Türkiye güzeli seçildi.
1934- Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında ''Balkan Paktı'' imzalandı.
1968- Türkiye'de ilk kadın trafik polisi göreve başladı.
1969- Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirildi ve genel başkanlığa Alparslan Türkeş seçildi.
1975- TRT'nin düzenlediği Eurovision Türk Hafif Müziği Şarkı
Yarışması finali sonuçlandı. Semiha Yankı'nın ''Seninle Bir
Dakika'' adlı parçasıyla Cici Kızlar'ın ''Delisin'' adlı
parçaları birinciliği paylaştı. Çekilen kurada Semiha Yankı
Türkiye'yi temsil etme hakkını kazandı.
1993- Rallici Renç Koçibey, Gebze yakınlarında trafik kazasında öldü.
2001- Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığına ait Hava Pilot Teğmen Ayfer Gök komutasındaki F-5A uçağı, eğitim uçuşunda Karaman'ın Ermenek ilçesi yakınlarında düştü. Pilot Teğmen Gök, ''ilk kadın şehit pilot'' oldu.
Bir Temel Hak Olarak Vatandaşlık Gelirine Doğru “Çalışmayana ekmek yok”... sorgusuz sualsiz kabul edilecek bir gündelik hikmet gibi geliyor kulağa. Kapitalist sistemin zihinlerde “doğallaştırdığı” bir kabul... Oysa biliyoruz ki, çalışacak iş bulabilmek, tercihe bağlı değil; dolayısıyla çalışmamanın “tembellik” ya da “asalaklıkla” hiç ilgisi olmayan nedenleri var. Ayrıca, çalışamayacak durumda olanların da var olduğu malûm. Bunları hatırlayınca, asıl hikmet şu soruyu sormakta: “Çalışmayan, çalışamayan, ölsün mü?” Toplumun, çalış(a)mayanlara ve yoksullara karşı bir sorumluluğu yok mu?
Thomas More’dan Thomas Paine’e, Charles Fourier’den John Stuart Mill ve Bertrand Russell’a dek birçok düşünürün, kapitalizme yönelttiği temel bir ahlâkî itirazın hareket noktası, bu yalın sorulardı. Ayşe Buğra ve Çağlar Keyder, derledikleri makalelerle, bu düşünsel mirasa da yaslanarak, temel gelir veya vatandaşlık geliri kavramını tartışmaya getiriyorlar: Her vatandaşa, sadece bu toplumun bir ferdi olmalarıyla hak ettikleri, koşulsuz bir asgari gelir...
Neoliberalizmin verimsizliği “değersiz hayat” addeden küstahlığının da, sosyal refah devletinin parlak zamanında iş gören korporatist anlayışın da, temel gelirin bir sosyal hak olarak kurumlaştırılmasını “palyatif tedbir” olarak küçümseyen radikal çehreli sinik yaklaşımların da dışında bir açılım bu. Emek piyasasına değil sosyal haklara dayalı çözümlere vurgu yapan, meseleyi teknokratik değil ahlâkî-politik olarak koyan bir açılım. Derlemedeki katkılar, farklı ülkelerdeki deneyimleri ve konunun değişik boyutlarını gündeme getiriyorlar.
Sosyal güvenlik sistemi nedir? İnsanlar hayatlarının bazı dönemlerinde sosyal-ekonomik nedenlerle ya da yaşlanma, sakatlanma gibi fiziksel nedenlerle geçici veya sürekli bir şekilde gelirlerini kaybedebilir ya da hastalanabilirler. Karşılaştıkları bu olumsuz durumlarla bireysel olarak baş etmeleri mümkün olmayabilir. Sosyal güvenlik sistemlerinin temel amacı böyle zor dönemlerde insanları yoksulluk ve yoksunluk riskine karşı korumaktır. Bir diğer ifadeyle,
sosyal güvenlik sistemleri toplumun zor durumda olan bireylerine yardım etmeyi daha iyi durumda olan " kişilerin vicdanına bırakmayarak"
 toplumsal dayanışmayı kurumsal hale getirir ve vatandaşlara sosyal güvenliği bir hak olarak sunar.
Toplumsal dayanışma birbirini belki de hiç tanımayan insanlar arasında gerçekleşir: Sistem tarafından toplanan mali kaynaklar zenginden yoksula, çalışandan çalışamayana, gençlerden yaşlılara aktarılır. Sizin verdiğiniz prim, hiç tanımadığınız bir kişiye sağlık hizmeti olarak gider. Size de hiç tanımadığınız bir kişinin parasıyla emekli aylığı verilir. Bu durum nesiller boyunca devam eder. "iNSAN'ıN iKTiDARA KARşı SAVAşı HâFıZA'NıN UNUTMAYA KARşı SAVAşıdır " MiLAN KUNDERA "vatanseverliğin de çok aşağılık,alçaltıcı biçimleri olabilir" OSCAR WiLDE
YOKSULLAR VE SiViLLER için TEZLER "Ramazan ve Kûrban bayramları bizzâtihî tâbii sene'lik istâtik'i endikatör'dür. Bayram'lar Mûhâsebe günüdür. Herkes; her Ferd Yeminli mûhâsebe'cidir." “Dünya üzerindeki her insanın, insanoğlunun tüm bilgi birikimine ücretsiz ve sınırsız erişebildiğini hayal edin.” 'en iyi anda söylenen en dogru sözler ayni zamanda eylemdir' Hannah Arendt
|