ÖTE TARAFTAN 08.03.2010 Ümit İzmen Kanun Namina Fiyatlari Indiriyoruz!
Geçen haftaki yazimda “Amman dikkat! Bu gidisle ekonomi çökecek” safsatasinin temeli olmadigini yazmistim.
Siyasi istikrarsizligin ekonomiyi olumsuz etkileyecegi yorumlari bu hafta da gündemden düsmedi. Ama bu yorumlarin arka planinda gerçekten ekonominin bozulmasindan duyulan korkunun degil de, bazen belli belirsiz, bazen daha aleni bir korkutmacanin oldugu izlenimi ediniyorum.
Korku mu, korkutmaca mi diye düsünürken, basit bir sorudan gidiyorum. Siyasi istikrarsizlik ekonomiyi hangi kosullarda olumsuz etkiler? Cevap tek: belirsizlik artar, ekonomik degiskenler öngörülemeyecek hale gelirse, ekonomide kararlar alinamaz ve piyasalar daralir. Bu belirsizlik niye olur? Iktidarin, ya da uyguladigi ekonomi politikalarin degisme ihtimali ortaya çiktigi için.
Her degisim belirsizlik içerdigi için piyasalari ürkütür. Degisimin boyutuna göre ekonomi etkilenir. Örnegin, sadece bir bakanin ya da bir müstesarin degismesi, piyasalarda o kadar çok tereddüt yaratmaz. Geçen hafta oldugu gibi olaylarin hangi yönde gideceginin belli olmadigi dönemlerde de risk primi yükselir.
Iktidarin el degistirme ihtimali ise ekonomi politikalarinda siddetli bir degisim riski içerir. Bu degisimin istenmeyen yönde olma ihtimali güçlüyse, ekonomi çok olumsuz etkilenir.
Iktidar degisimine en uç örnek olarak mesela AKP iktidarinin yerine Balyoz planinda olusturulacagi iddia edilen iktidari alalim.
Büyük bir görev askiyla dört basi mamur bir biçimde hazirlanmis oldugu her halinden belli olan Balyoz planinda hayali hükümetin ekonomi politikasi da unutulmamisti.
Balyoz planina göre, ekonomide simdi izlenen liberal politikalardan radikal biçimde vazgeçiliyordu. Serbest piyasa anlayisinin yerini 1920’lerin kurucu ruhunu yansitan naftalin kokulu bir ulusalcilik ve devletçilik aliyordu. Bunun, ekonomi politikalarinda çok siddetli bir kopus anlamina geldigi asikâr. Bu ihtimalin ufukta belirmesiyle yerli yabanci tüm girisimcilerin bundan ürkmemesi mümkün degil.
Peki, sizce son tutuklamalarla birlikte yayilan “ekonomi bozulacak” korkusu AKP’nin iktidardan gitme ihtimaline bagli olarak ortaya çikan belirsizlikten mi kaynaklaniyor? Eger böyleyse, AKP’nin yerine geleceklerin ne gibi politikalar uygulayacagini bilmeyen girisimcilerin bundan tedirgin olmasi çok dogal. Ama AKP muhaliflerinin bu durumdan tedirginlik duymamasi gerekiyor.
Kendilerine daha yakin bir iktidar ihtimali, ekonomik beklentilerinin bozulmak bir tarafa, tam tersine düzelmesine yol açmali.
AKP’nin ele geçirdikten sonra bütün sistemi degistirecegi ve esas bunun tedirginlik yarattigi düsüncesi bile ekonomik istikrarsizlik korkusunu açiklamaya yetmez. Çünkü bu durumda bile ekonomide meydana gelebilecek degisiklik, Balyoz planinin yaninda hafif kalacak.
Ama telasa mahal yok! Her hal ve sartta Danistay, uygulanabilecek ekonomi politikalarini kontrol etme, denetleme ve sinirlama yetkisine sahip. Ankara’da Belediye’nin zam karari üzerine Danistay “eller yukari; fiyatlar asagi” demis ve zamlari iptal ederek, otobüslerin, halk otobüslerinin ve minibüslerin fiyatlarini alti sene önceki seviyesine indirmis. Belli ki Yüksek Yargi Partisi seçim kampanyasi dönemini baslatmis.Kampanyanin ekonomi politikasi fiyat belirlemenin piyasa dinamikleriyle degil de, yüksek yargi karariyla yapilacagini vaat ediyor. Bu vaade is dünyasi ne der bilemem ama vatandas pek memnun. Bir sitede bu haberin altindaki okuyucu yorumlarindan birisinde, birlik olunup tüm fiyatlari böyle düsük gelirli ailelerin bütçesine uygun hale getirme çagrisi yer aliyordu. Eger Yüksek Yargi Partisi saflarinda birlesme saglanirsa, iste bütün fiyatlar böyle düser ve Türkiye binyilin ekonomik mucizesine imza atar!
Yukaridaki soruya geri döneyim. Sizce kopartilan firtina gerçekten ekonomik analizden kaynaklaniyor olabilir mi? Öyle olsaydi, hukuku bir yana birakip vatan kurtariciligina soyunmus yargi gücünün piyasaya müdahalesine piyasa aktörlerinden ciddi itirazlarin duyulmasi gerekirdi. Anlasilan ekonomide korku degil korkutmaca var.
- Kanun Namina Fiyatlari Indiriyoruz! - 08.03.2010
- Baş edilemeyen işsizlik ve sündürülmüş devrim - 22.02.2010
- Tahterevalli - 15.02.2010
- Seçimlere doğru TEKEL işçileri - 08.02.2010
- 1920 kafası 2020’yi anlamaz! - 01.02.2010
- İktidar yozlaştırır - 25.01.2010
- Ekonomik milliyetçilik - 18.01.2010
- İş, aş, linç - 11.01.2010
- 2010’da ekonomi siyasetin gölgesinde kalacak - 04.01.2010
- Hak edilmeyen kriz - 28.12.2009
- Teferruat ve sahicilik - 21.12.2009
- Risk primi niye yüksek - 14.12.2009
- İyimserliğin, kötümserliğin ötesinde - 07.12.2009
- Dubai krizi hatırlattı - 30.11.2009
- Bu sefer farklı - 23.11.2009
|